Duyuru

Atatürk'ün hayali olan Türkiye'yi gercekleştiriyoruz.  R.T. ERDOĞAN

Ziyaretçi Sayacı

Bügün135
Bu Hafta741
Bu Ay14022
Tüm Zamanlar575497

MEB Haber Bandı

Karne Heyecanı

2011 2012 eğitim öğretim yılı I. dönem 20  ocak

Ülkün Yalçın Lisesi TÜYAP'da

 

Ülkün Yalçın Anadolu Lisesi TÜYAP Kitap Fuarına gezi düzenledi.


 


 

 



3 otobüsle hafta sonu gittikleri kitap fuarında bir çok yayınevinin kitaplarını bulan öğrenciler  özellikle test kitaplarına ilgi gösterdiler.  
Öğretmenlerden Hüseyin Karadağ, Nazan Ayar ve Meral Ertuğrul gözetiminde TÜYAP kitap Fuarı’na giden Ülkün Yalçın Lisesi öğrencileri istedikleri yayınevi ve yazarların kitaplarını bulmanın mutluluğunu yaşadı.
TÜYAP tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 12 Kasımda başlayan Büyükçekmece’de açılan 30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 20 Kasımda sona erdi.

Müdür İspirli'nin isyanı, öğretmenlere soruşturma

Milli eğitim il müdürü Nevzat İspirli, 2011-2012 Eğitim Öğretim yılının başladığı 19 Eylül’den buyana ilçe ilçe, okul okul dolaşıyor.
Müdürler, branş ve rehber öğretmenlerle bir araya geliyor. Okulların LYS karnelerini masaya yatırıyor. Eğitim ve öğretimde aksayan yanları tartışıyor.
Moral vermek, destek olmak ve yüreklendirmek amacıyla yeni atanan müdürlerle oryantasyon, öğretmenlerle motivasyon toplantıları yapıyor, sohbet ediyor.
Hizmet çıtasını yükseltmek, öğrenci başarısını arttırmak için sendikalar dahil herkesten özveriyle çalışmalarını ve ellerini taşın altına koymalarını istiyor. 
Ancak, müdür İspirli eşini ve çocuklarını ihmal ederek sorunları dert edinse de olağanüstü çaba harcasa da müdürlerin ve öğretmenlerin büyük bölümünde beklediği performansı göremeyince kahroluyor ve sonunda isyan ediyor.
Müdür İspirli’nin isyanı sadece başarısızlığa değil. Başiskele 8. Boru İlköğretim Okulu’nda bir kız öğrencinin babasının ısrarıyla sınıfa türbanla girmek için direnmesi ise müdür İspirli’yi çileden çıkartıyor.
Bazı ilçe milli eğitim müdürlerinin kız öğrencilerin derslere türbanla girmelerini önerip sonra olmayan disiplin yönetmeliğinin uygulanmasını istemesine, müdür İspirli isyan etmesin de ne yapsın!

MESLEK LİSELERİ VE LYS 
Nevzat müdürü en çok üzen; Kocaeli’nin iller sıralamasında YGS’de 47’nci, LYS-MF türünde 75’inci, LYS-TS türünde 68’inci, LYS-TM türünde 63’üncü olması.
İsyanı ise; amaçları üniversitede okumak değil de sanayide iş bularak kısa yoldan hayata atılmak olan meslek lisesi mezunlarıyla Anadolu lisesi mezunlarının aynı kategoride değerlendirilip LYS iller sıralamasının buna göre yapılmasına.
Haksız da değil. Kocaeli’nin son 10’da yer aldığı LYS’de ilimizden başvuruda bulunarak sınava giren 28.635 öğrencinin 16.996’sı lise son sınıf öğrencisi, 11.639’u önceki yıllarda Kocaeli’nde ya da başka illerde okumuş.
Sınava giren 16.996 son sınıf öğrencisinden 9.242’si meslek lisesinde, 7.754’ü genel lise mezunu.
Sınava dershaneye giderek hazırlanan 9.059 öğrenciden 7.242’si genel liselerde öğrenim görüyor 1.817’si meslek liselerinde.
Siz kalkar, yükseköğretim kurumunda okumak istemediği için dershaneye gitmeyen, liseye meslek sahibi olmak için giden öğrenciyle lise birden itibaren üniversite sınavlarında yüksek puan almaya odaklanan öğrenciyi aynı kefede değerlendirirseniz sonuç elbette bu olur.
Yalnız bu mu? Meslek liselerinde Tarih, Coğrafya, Fizik, Kimya, Biyoloji dersleri sadece 9’uncu sınıfta okutuluyor ama 4 yıl sonra sınavda karşılarına çıkıyor. Felsefe dersini hiç görmüyorlar.
Böyle yapılarak hem öğrenciye, hem öğretmene, hem il milli eğitim müdürüne, hem Vali’ye hem de başarısız gösterilen o ile haksızlık ediliyor. 
Öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve başarı için her türlü ortamı hazırlayan Vali Ercan Topaca’yla milli eğitim il müdürü Nevzat İspirli’ye haksızlık etmek istemiyorsak geliniz genel ve meslek liselerini ayrı ayrı değerlendirelim.
LYS’de sıralamayı genel liseler ve meslek liseleri olarak değerlendirdiğimizde Kocaeli genel liselerde ilk 10’da, meslek liselerinde sondan 10’da yer alacaktır.

YÜZDE 10 ALTINA SORUŞTURMA
Eğitim sendikalarının LYS’deki başarısızlığın nedenlerini araştırmak yerine Vali Ercan Topaca ve milli eğitim müdürü Nevzat İspisrli’yi günah keçisi seçip, hedef göstermelerini eleştirmiştim. 
Eğitimi kendilerine dert edinmeyen, üye sayılarını arttırarak yetki alıp izinli sayılmayı, derslere girmemeyi, siyaset yapmayı amaçlayan bu beyler zamanlarının bir bölümünü de üye öğretmenlerinin yetiştirdiği öğrencilerin başarılı olması için çaba gösterebilseler!
Nerede öyle eğitim sendikaları ve üyeleri! Milli görüşü temsil ettiğini açıkça söyleyen“Şuurlu Öğretmenler Derneği”ne üye olmayı marifet sayan sendika başkanlarından biri eğitime katkılarıyla değil de sendikasına kazandırdığı hizmet konutu ve aracıyla övünüyor.
Bir diğeri iktidarın peşine takılmış adını, öğrenci döverek, kayıtlarda velilerden Turkcel kontör isteyerek, kurumlarda düzenlenen üye tutanaklarında sayıları değiştirerek duyuruyor.
Hele birisi var ki, öğrenciler başarısız olmuş, öğretmenler mutsuzmuş umurunda değil. Tüm çabası, ana dilde eğitim.
Sendikalar eğitime ve başarıya duyarsız olsalar da onların yapması gerekeni milli eğitim il müdürü Nevzat İspirli yapıyor, arkasından yapılan hak etmediği eleştirilere rağmen.
Müdür İspirli, Kocaeli’nin genel ve mesleki liselerinin ders ders başarı durumlarını çıkartmış.
Müdür İspirli’yi isyan ettiren, Vali Topaca’nın tepkisine neden olan derslere göre Kocaeli’nin il sıralamaları; 
MATEMATİK: genel lise 18’inci, meslek lisesi 62’inci. FİZİK: genel lise 9’uncu meslek lisesi 51’inci. KİMYA: genel lise 7’nci meslek lisesi 43’üncü. BİYOLOJİ: genel lise10’uncu, meslek lisesi 52’nci. TÜRKÇE: genel lise 30’uncu meslek lisesi 44’üncü.TARİH: genel lise 37’nci, meslek lisesi 58’inci. COĞRAFYA: genel lise 56’ncı, meslek lisesi 68’inci. FELSEFE: genel lise 33’üçüncü, meslek lisesi 57’inci.
Bugünlerde eğitim denetçileri okulların kapısını çalacak, branş öğretmenlerine  başarısızlığın nedenlerini soracak.
En çok da LYS’de puanı yüzde 10’un altında olan meslek liselerinde görevli branş öğretmenleri terleyecek. Kimler mi? Onlar kendilerini biliyor. 
 

ÖĞRETMENLER BÜYÜLEDİ

 

'Sahne Öğretmenlerin’ yarışmasında dereceye giren öğretmenler tüm hünerlerini sergilerken renkli görüntüler ortaya çıktı.

24 Kasım Öğretmenler Günü`nü her yıl farklı etkinliklerle kutlayan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da ‘Sahne Öğretmenlerin` adlı bir yarışma düzenledi. Süleyman Demirel Kültür Merkezi`nde gerçekleştirilen gecede yarışmada dereceye giren öğretmenler yeteneklerini bir kez daha sergiledi. Müzik, görsel ve plastik sanatlar, şiir okuma ve stand-up, skeç ve drama branşlarında düzenlenen yarışmada birinci gelenlere 2 bin TL, mansiyona layık görünenlere de bin TL ödül verildi.
 

DEV ORKESTRA EŞLİĞİNDE
Açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlik öğretmenlerin sahne programıyla farklı bir anlam kazandı. Yarışmada öğretmenlere 11 kişilik dev orkestra eşlik etti. Bu özel gecede dereceye giren öğretmenler için özel bir tanıtım filmi hazırlandı. Filimde öğrencilerin “Öğretmenler Günü” mesajlarını dinleyen öğretmenler ayrı bir heyecan yaşadı. Program sonunda dereceye giren öğretmenler, jüri üyeleri ve kent protokolü “Memleketim” şarkısına eşlik etti.
 

ŞİİRLER, ŞARKILAR SÖYLENDİ
Gecede Suadiye Yıldız Entegre Anadolu Lisesi İngilizce Öğretmeni İsmihan Akyıldız ‘boş çerçeve` adlı şarkısıyla sahne aldı.  Türkan Dereli İ.Ö.O. Görsel Sanatlar Öğretmeni Türkan Çoban ‘kum sanatı` performansını gösterirken, Sabancı Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Servet İleri ‘Yaş 352` adlı şiiriyle izleyicilere duygulu anlar yaşattı. Müzik kategorisinde vokaller ve enstrümanlar yarıştı.
 

BİRİNCİ OLANLARA ÖDÜL
Vokalde Özel Karşıyaka İlköğretim Okulu`ndan Fırat Nadir Bilgin, enstürman kategorisinde ise Darıca Gökçen Mustafa Yücel Lisesi`nden Sedat Karaçay birinci olurken, Derince Anadolu Lisesi`nden Mustafa Ginesar mansiyon almaya hak kazandı. İzmit İnkılâp Lisesi`nden Hayrettin Şen görsel sanatlar dalında birinciliği kazanırken, plastik sanatlarda ödüle değer eser bulunamadı. Aynı dalda mansiyon ödülünü Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi`nden Nazmiye Nar elde etti.
 

MANSİYON ÖDÜLÜ DE VARDI
Şiir dalında Karamürsel Anadolu İmam Hatip Lisesi`nden Zeki Bayram ‘Ben hiç yaşamadım ki` adlı şiiriyle birinci seçilirken, bu kategoride Darıca Süreyya Yalçın İlköğretim Okulu`ndan Erkan Yeke ise ‘Yeni bir sayfada sana bakmak` adlı şiiriyle mansiyon kazandı. Stand-up`da Yeniyalı Fahri Korutürk İlköğretim Okulu`ndan Sami Bolat, skeç-drama dalında Ayfer Gazanfer Güngör İlköğretim Okulu`ndan Serkan Turgut birinciliği kazanan isimler oldu. Aynı kategoride mansiyon ödülüne Özel Atafen İlköğretim Okulu`ndan Tülin Sevim layık görüldü.

Hoca ve öğrencileri

Hocanın derdi öğrenciyi bilgi hamalı yapmak olmamalı. Onu fişekleyip tutuşturmak olmalıdır. 
Hoca öğrencisine soru sorma cesaretini vermelidir. Ben hep öğrencilerime dedim ve diyorum: 
“Soru sormaktan korkmayın, sormamaktan, iyi iletişim kuramamaktan korkun. Muslukları açmazsanız, su içemezsiniz. Sorun, açın, için. Derse zamanında gelin. Devamsızlık yapmayın. Bazen öyle şeyler kaçırırsınız ki o şey, sizin devletiniz ve cennetiniz olabilir. Birkaç Dakka ile ne olur, demeyin. “Bir mıh, bir nal, bir nal, bir at, bir at, bir mücahit, bir mücahit bir devlet kurtarır.” 

Arkalarda oturmayın. Gözden ırak olmayın. Dersin hareketli ve bereketli geçmesine katgıda bulunun. Benim bu dersteki operasyonlarım, size bir anahtar vermek kabilinden olacaktır. Aldığınız anahtarla sarayı açmak, hakikat mücevherlerine ve takılarına ulaşmak size aittir.

Zamanın çok az, yapılacak işlerin çok ve önemli olduğunu unutmayın. Elinizde, yaş ve kuru her şeyi içinde toplayan, bütün ilimlerin anası olan, parmak basmadığı, işaret etmediği hiçbir şey bırakmayan  Kur’an adında bir kitabınız var. Yine elinizde İslam gibi bozulmamış hak bir dininiz var. Bu yüzden çok şanslı, çok haklı ve çok güçlüsünüz. Önünüzde kusursuz bir peygamberiniz var. Onu ölçü alan haddini aşmaz, hak yoldan şaşmaz, azaba düşmez.

“Kemalin cemali dindir.” Yani dininiz olmazsa güzelliğiniz on para etmez. “Hak din saadetin fihristesidir.” Yani bütün mutlulukların listesi İslamiyet’tir. “Biz bu dünyaya kesb-i kemal ve seyr-i cemal için gelmişiz.” Yani bu dünyaya gelişimizin gayesi Cenab-ı Hak’kın cemalinin cilvelerini seyretmek, onun güzelliklerine hayran olmak ve hayret secdelerine kapanarak, namaz kılarak kemale ermektir. “Teallümle tekemmül” yani öğrenerek olgunlaşmak görevimizdir. İlim zaten kemal kazanmak ve Allah’ın rızasını tahsil etmek için yapılır. Yoksa bir kuruca emekten öteye geçmez. Böyle olursa insanın akılsız çalışan canlılardan farkı kalmaz, hatta onlardan da aşağı düşer.

Unvanın ve şöhretin peşinden değil, ilmin ve salih amelin peşinden koşun. Şöhret riyanın kendisidir ve kalbi öldüren zehirli baldır. Şu duayı, günlük dualarınızın arasına alın: Allahım! Beni kendi gözümde küçük, başkalarının gözünde büyük eyle!” Kendi gözümde küçük olayım ki kimseye hava atmayayım, başkasını hor ve hakir görme günahına girmeyeyim, kimselere tepeden bakmayayım. Başkalarının gözünde büyük olayım ki, insanları Kur’an’ın etrafında toplamaya muvaffak olayım.

Bütün derslerin asıllarını ve fasıllarını hep Kur’an’da ve Sünnette arayın. Zaten yaş ve kuru her şey Kur’an’da mevcut.  Yani her şeyi, bütün ilimleri ve bütün güzellikleri bu ikisinde yani Kur’an ve Sünnet’te bulmak mümkün. Bu iki güzel, iki güzelden geliyor: Biri Cemil-i Mutlak, biri de Onun cemaline ve sevgisine mazhar Habib-i Mutlak.(s.a.v)

İlimler, Kur’an ve sünnetten teşaub etmiştir. Orayı esas almaya, oraya dönmeye mecburdur. Herkes, ister din âlimi olsun, ister fen âlimi olsun; sözü döndürüp dolaştırıp oraya getirmelidir. 

Bir zamanlar Müslüman’ın elinde iki kaynak vardı: Kur’an ve Sünnet. Herkesin bu iki kaynağı anlayacak çapı ve gücü de vardı. Ve herkesin bu iki kaynağa bağlılığı ve teslimiyeti tamdı. Bunun içindir ki problemler sıfırdı. Kasalar doluydu. Gün geldi, zekât verilecek fakir bulunamadı. Herkese isar hasleti hâkimdi. Herkes, kendisi için değil, başkası için yaşıyordu. İşte bu yüzden o insanların asrına saadet asrı dendi. Kan davası yoktu. Kadına şiddet yoktu. Anarşi ve terör yoktu. İtaat, ibadet, takva, tefekkür, murakabe, haşyet, muhabbet, uhuvvet ve muhasebe doruk noktada idi.

İlimler arttı, dallandı, şubelere ayrıldı ama problemler de beraber arttı. Neden? Çünkü beslenilen o iki kaynağa müracaat azaldı. Teslim ve bağlılık zayıfladı. İlimlerin tasnif edilmesi, şubelere ayrılması yanlış değildi, yanlış olan Kur’an’dan veya Sünnet’ten uzaklaşmak veya tamamen kopmak oldu. 
Kur’an ve Sünnet Nuh’un gemisi gibidir. O gemiye binen kurtulur, binmeyen boğulur.
Işık böceği kendi ışıkçığına güvendiği için gecenin karanlıklarında kalmış. Arı ise, bütün çiçeklerin yüzünü güldüren güneşin ışığına kanat açtığı için, güneşin yetiştirdiği her çiçekten nasibini almış, bal gibi harika ve şifa olan bir ürünü Allah’ın izni ile yapmaya muvaffak olmuştur. Kibir insanı nimetten ve cennetten mahrum eder. Tevazu insanı nimete ve cennete kavuşturur.

İlahiyatçı, sohbetlerinde, vaaz ve konferanslarında ayet ve hadislerin orıjinallerini okumaktan korkmamalı, çekinmemeli ve utanmamalıdır. Ama okuduklarını doğru ve güzel okumalı, o gücü kendinde bulmalı, yoksa elde etmeye çalışmalıdır. Okudukları ve söyledikleriyle amel etmeli, ilmiyle amel etmeyenlerle ilgili Allah’ın tehditlerini  de hatırdan çıkarmamalıdır. 

Allah ilmimizi artırsın, ilmiyle amel eden Salih kullarından eylesin. Söylediklerimizi yapmaya, yaptıklarımızı söylemeye hepimizi muvaffak eylesin.
Allah’a emanet olun, hoşça kalın sevgili ve saygıdeğer öğrencilerim!