Duyuru

Atatürk'ün hayali olan Türkiye'yi gercekleştiriyoruz.  R.T. ERDOĞAN

Ziyaretçi Sayacı

Bügün501
Bu Hafta4252
Bu Ay12915
Tüm Zamanlar574390

MEB Haber Bandı

Site Yöneticisi

Eğitimde Özerlik ve Okul Yönetimi


Müdür Yardımıcımız Zafer Ali YAMAN'NIN portekizdeki eğitim semineri ile ilgili makalesi...

 

EĞİTİMDE ÖZERKLİK ve OKUL YÖNETİMİ

 

11-15 Mayıs 2009 tarihleri arasında Portekiz Lizbon’da katıldığım Hayat boyu öğrenme-Ortak konulu Program 331 no’lu Çalışma Ziyareti organizasyonu oldukça iyiydi. Ev sahipleri gerçekten en ince detayı bile düşünmüşler. Her şey oldukça dakik ve planlıydı. Gezdiğimiz okullarda öğrencilerle ve öğretmenlerle konuşma ve görüş alışverişi imkanımız tahminimden fazla oldu.Bence bu küçük ama önemli ayrıntı programın en güzel yanıydı .Ayrıca bir hafta içinde gezdiğimiz okullarda her yeri görme ve inceleme fırsatımız , pek çok konuyla ilgili ziyaretlerimiz ve gözlemlerimiz oldu.İnsanların bizlere karşı oldukça misafirperver sıcakkanlı olması nedeniyle pek yabancılık çekmedik.Ayrıca dokuz farklı ülkeden gelen eğitim yöneticilerinin oluşturduğu grubumuz çok uyumluydu.Bir haftalık ziyaretimiz sonunda sanki yıllardır birbirimizi tanıyan insanlarmış gibi ayrılmak çok hoş bir tecrübe oldu benim için.

Çalışma Ziyaretimizin konusu olan “Autonomy and Leadership” yani okullarda özerlkik ve liderlik ile ilgili yeterince bilgilendirildik ve yerinde gözlemler yapabilme olanağı bulduk. Otonomi konusunda okullar epey ayrıcalıklı bir yapıya sahip. Örneğin; eğitim kurumlarında yönetimin temeli olan müfredat bizdeki gibi merkezden belirlenmiyordu. Her okul kendi özelliğine göre, hatta aynı okul içindeki sınıflarda bile, değişik müfredat uygulanabiliyor.Bence burası çok önemli.Ülkemizde bölgelerarası farklılıkların oldukça fazla olduğu göz önünde bulundurulduğunda bizim ülkemizde böyle bir sisteme ne kadar ihtiyacımız olduğunu iyiden iyiye irdelemek gerekir.Çalışma ziyareti süresince gezdiğimiz okullarda branşlaşma ve bunun sonucunda müfredattaki çeşitlenme daha 5. sınıftan itibaren başlıyor ve okullardaki öğrenciler eğitim düzeyleri ve sosyo-ekonomik yapılarına uygun dersler görüyor.Oysa bizdeki uygulamada ,eğitim birliği adı altında ,1.sınıftan 9.sınıfa kadar öğrencilere tüm seviyelerde merkeziyetçi ve tek bir eğitim sistemi veriliyor.Bu da çocukların var olan yeteneklerinin daha keşfedilmeden yok olmasına neden oluyor.İlk kademe düzeyine kadar inen merkezi sınavlar yüzünden öğrencilerimiz ve velilerimiz tüm dikkatlerini akademik eğitime veriyor ,yetenek gerektiren veya yeteneği geliştiren branşlara gerek okul gerekse aile düzeyinde fazla önem verilmiyor.Bu da kanatimce ülkemizin ihtiyacı olan sanatçı,müzisyen veya sporcuların yetişmesine engel oluyor

Bizim gibi 40 milyonu aşkın genç nüfusu ile övünen, örgün eğitim çağında yaklaşık 18 milyon öğrencisi bulunan bir ülkenin yetiştirdiği sanatçı ve sporcuların sayısı orta düzeydeki bir Avrupa ülkesinin bile gerisinde kalıyor. Halbuki bu kadar genç ve dinamik nüfusa sahip bir ülkenin yetiştirdiği yetenek sayısı çok daha fazla olmalıydı. Bence bizim eğitim sistemimizi gereksiz yere her sene değiştirmek yerine çoklu zekayı baz alan bir eğitim sistemini kendimize model almalıyız.Başarılı bir öğrenci sadece Fen ve Matematikte iyi olan değildir.İyi futbol oynayan,güzel şarkı söyleyen veya müzik aleti çalabilen,insan ilişkileri iyi olan ,dil yeteneği gelişmiş öğrencilerde çok başarılı sayılabilmeli ve bu öğrencilerin sadece bu yetenekleri üzerinde durulmalı ve eğitimleri bu alanlarda olmalı.

Okul yönetimleri demokratik bir yapıya sahipti. Okullarda velilerin ağırlığı oldukça fazla.Okulda yönetime katılım daha sınıf düzeyinden başlıyor.Her sınıfın önemli kararların alındığı ve öğrenciler ve velilerden oluşan bir sınıf meclisi var.Bizde de benzer yapılar var ama sadece teoride;pratikte fazla ağırlığı yok.Oysaki Portekiz okullarındaki meclislerin,özellikle “Okul meclisi” nin çok önemli bir rolü var.Yaklaşık 21 üyesi bulunan meclis okul müdürü, öğretmenler ve velilerden oluşmakta,okul müdürünü görevden aldırabilecek yetkilere bile sahip.Okul ile ilgili en önemli kararlar bu mecliste alınmakta.

Branşlar düzeyinde her branşın bir karar alma mekanizması var.Bizim zümre dediğimiz ve senede ancak 3 defa bir araya gelebilen aynı branşa sahip öğretmenler her hafta toplanarak eğitimin işleyişi ile ilgili kararlar alıyor ve uygulamaya koyuyor.Öğrencilerin okul yönetimine katılımı oldukça etkin.Öğrenci kulüpleri vasıtasıyla seslerini her platformda oldukça rahat duyurabiliyor ,isteklerini okul yönetimlerine çok rahat iletebiliyorlar.Bu da okullardaki çoğulcu ve katılımcı yönetim için çok önemli benim kanımca.Sonuçta bizim okullarda alacağımız her türlü karar yapacağımız her uygulama doğrudan öğrencileri ilgilendirir ve onların isteklerini ne kadar göz önünde bulundurursak o kadar demokratik bir okul yönetime sahip oluruz.

Bir haftalık izlenimlerim arasında bizimle benzerlik gösteren yanlarıda az değildi. Örneğin öğretmen görevlendirmeleri okullar açılmadan 3 hafta öncesine kadar tamamlanamıyor.Bizimde şikayetçi olduğumuz konulardan biri olan bu sorun onlarda da aynıyla mevcut.Halbuki bir idareci olarak bir sonraki sene hangi branştan kaç öğretmen ile çalışacağımız bilememek bir sonraki senenin planlamasını yaparken karşılaşılan en büyük handikap.Ayrıca öğretmenlerin daha iyi bölgelere veya okullara gitmek istemesi ve okullardan ayrılması onlarda da bizdeki gibi problemlerin en büyüğü.Yeni gelen öğretmenlerin okulu ve öğrenciyi tanıması uzun zaman aldığından eğitimde kalite zaman zaman düşmekte.

Sonuç olarak bir haftalık ziyaretlerimiz sonucundan öğrendiklerimiz aslında bizim zaten bildiğimiz ama uygulamadığımız veya uygulamaktan çekindiğimiz şeylerden ibaret.Bizde eğitimde basmakalıp fikirlerden ve ideolojik korkulardan arınabilirsek başarılı olmamamız için hiçbir sebep yok.Yeter ki kendimizi doğruya inandıralım ve farklı fikirleri tartışmaktan korkmayalım.Unutmayalım ki “ağaç yaş iken eğilir” demiş atalarımız. Çocuklarımızın yeteneklerini geliştirmesi için onlara ne kadar erken yaşlarda fırsat verirsek onların eğitim sistemimizin içinde o kadar fazla tutabiliriz. Bu ülkenin belki birkaç tane Eistein’a ihtiyacı vardır.Ama bilmeliyiz ki daha yüzlerce Süreyya Ayhanlar veya İdil Biretler yetiştiremezsek Çağdaş Uygarlıklar seviyesini yakalamak bizim için hayalden öteye gidemez.

Zafer Ali YAMAN

Kocaeli Darıca Süreyya Yalçın İlköğretim Okulu

Müdür Yardımcısı


Editörün Notu: Makelesini sitemizde yayınlamasına izin verdiği için Darıca Süreyye Yalcın İlköğretim okulu Müdür Yardımcısı Zafer Ali YAMAN Hocamıza teşekkür eder ve çalışmalarında başarılar dilerim.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile